| Denizcilik
ve deniz ticareti, günümüzde degeri giderek artan, zorunlulugu
tartısılamaz, ulusların yaşam yollarını açan ve yayan, onlara
mutluluk, zenginlik, güç saglayan, saygınlık kazandıran bir
ugraş, bir özellik, bir olgu.
Tarihte denizcilige erken adım atmış uluslar,
günümüzde hala o ilk adimların ivmesi ile gelismelerine devam
ediyorlar, yenileniyorlar, hiç yavaslamiyorlar. Kuvvetli ekonomilere
sahip uluslarin arkasinda tarihten gelen denizcilikleri yatiyor.
Dünyayi kesfedenlerin amaçlarina ulasmak için
önce denizci olmak zorunda kalmis olmalari tarihi bir gerçek.
Kesifler ve buluslar kara, deniz, hava ve uzay siralamasi
içinde yol alirken, cografi konumumuz ve tarihi misyonumuz
sonucu denizcilige geç adim atan uluslardan birisi olarak
biz Türkler, ayni siralama içinde gelismek ve yetismek için
herkesten hizli yürümek, hatta kosmak zorundayiz.
Büyüyen ekonomisi ile Türkiye'nin günümüzde denizlerden uzak,
denizcilikten yoksun yasamasina olanak yoktur. Iyi yasamak
için kuvvetli olmak, kuvvetli olmak için bilgi ve beceri sahibi
olmak temel kosuldur.
Toplumun süratle denizcilesmesi, ulusun merak
güdüsünü ve ülkenin cografi konumunu noksansiz degerlendirmekle
mümkündür. Hem üç tarafi denizle çevrili bir ülke olacak,
hem de denizcisi ve denizciligi olmayacak; mümkün mü? Hem
ekonomi büyüyecek, hem de mevzuat oldugu yerde sayacak; mümkün
mü? Hem denizci olmak isteyeceksin, hem de denizden korkacak,
denizle hasir nesir olmamak için bin dereden su getireceksin,
her isi yokusa süreceksin; olur mu?
Bizler, amatör denizciler, olaylara kendi açimizdan
bakarak yaklasir ve ilkelerde anlasirsak, iyilestirmelere
yön verecek düsüncelerin ilgili kurumlara iletilmesi kesinlikle
mümkün olacaktir. Asagida yazilanlar, merakli sade vatandasin
canini hergün sikan, onun hareket alanini daraltan, vatandaslik
hak ve hürriyetlerini kullandirtmayan uygulamalara isaret
ederken, bunlarin terkedilmesi ile onun daha mutlu yasayabilecegini
anlatmaya yöneliktir.
Mevzuati yapanlar da, uygulayanlar da, biz amatörler
de ayni ülkenin vatandaslari, ayni toplumun bireyleriyiz,
aslinda yok birbirimizden farkimiz. Bu itibarla, genis anlamda
amatörlügün, dar anlamda amatör denizciligin degeri ve önemi
üzerinde anlasmakla, sonuca süratle ulasacagimiz kesindir.
Mesleklerin kendine özgü dilleri oldugu gibi
denizciligin de vardir. Örnegin, aralarinda konusurken tip
doktorlarini herkesin anlamasi mümkün müdür? Nitekim tarih
boyunca Akdeniz'li denizciler de, kökeni Italyanca olan kelimeler
kullanarak anlasmislardir. Günümüzde ise denizlerde derdini
anlatmak artik denizci Ingilizcesi -Marine English- ile mümkündür.
Bir ortak dil her zaman gerekmistir.
Ne var ki, Hint-Avrupa kökenli dillerden olmayan
Türkçe'mizde, zaman içinde denizciligin ortak terimleri deformasyona
ugratilmakla, konu çaprasik hale gelmistir. Örnegin yat kelimesi
Felemenkçe kökenlidir ve "av ve/veya avlamak" anlamina
gelir, "yaghd" olarak okunur, fonetigi uymadigi
için de bize yat olarak aktarilmis, anlami bir kenara itilmistir.
Ayni kelimenin Italyanca ve Ispanyolca'da da yat olarak kullanilmakta
olmasi ise bu çarpilmayi degistirmemektedir. Örnegin safety
valf için seydi valf, salter için sartel, vibrasiyon için
librasiyon dendigini, hatta yazildigini çok sik duyar ve görürüz.
Bu durum, insanlarin yaptiklari iste kullandiklari özel dili
anlamak için titizlenmekten kaçinmalarinin sonucudur. O anda
önemli olan benzer bir kelime ile durumu geçistirmektir. Oysa
kullanilan kelimenin anlami ögrenilmek istenmeyince yapilan
isi tarif etmek güçlesir, anlasmak mümkün olamaz.
Üstüne üstlük, dil farkliliklarina dayali bu kargasa, günümüz
denizciliginde ortak dil olarak Ingilizce'nin kullanilmaya
baslamasi ile birlikte daha da içinden çikilmaz hale gelmektedir.
Çok uluslu gemi mürettebatinin anlasmakta zorlanmasi nice
deniz kazalarina neden olmaktadir, Istanbul Bogazinda, Poyrazköy
önlerindeki son tanker kazasini unutmamak gerek.
Anlasmazlığın bir baska örnegini mevzuatimizda
görmek mümkündür. Mevzuatimizda yatlar ve tipleri için "yat
tipinde insa edilmis tekneler" ya da "karma yat"
gibi tanimlamalar kullanilmaktadir.
Bu tanimlamalarin yatçilar arasinda kullanildigini görmek
mümkün degildir. Mevzuat disinda, kavram yanlislarina bir
baska örnek rüzgar isimlerinden verilebilir; Ekvatora yakin
bölgelerde dogudan esen ve Ingilizce'de Trade Winds olarak
adlandirilan rüzgarlar, dilimize fütursuzca yapilan tercüme
ile Ticaret Rüzgarlari olarak geçmistir de, buradaki Trade
kelimesinin anlaminin Latincedeki Trado kelimesine dayandigi
ve direction-yön anlamina geldigi bilinmemistir. Bu baglamda
Trade kelimesinin ticaret ile uzaktan yakindan bir ilgisi
yoktur. Ayni rüzgarlarin Fransizca karsiligi olan Alizeleri
ise, uygun bir karsilik bulunamadigi için olsa gerek, kimse
ticaret rüzgarlari olarak tercüme etmemistir.
Bu özensizliklerin devaminda, insanlarin sevgi
ve özveriye dayali amatör ugraslarinda mevzuat yönünden karsilastiklari
olumsuzluklarin temelinde bir anlasmazlik ve anlamazligin
yatmasi, konunun üzerine insanin mutlulugunu gözeten bir titizlikle
egilinmemesi, denizle ugrasan kesimlerin tümünün ayni kefeye
konulmalari normal olarak kabul edilmektedir.
Amatör denizcilerin bu yanlisliga çözüm aramalari,
kendi mutluluklari ve özgürlükleri için çalismalari, konumlarini
anlatarak isteklerini ortaya koymalari geregi bu nedenle dogmakta,
hareket alani bilerek ya da bilmeyerek ama giderek daraltilmaya
çalisilan bir ugrasin gelecekte hangi kaynaklardan besleneceginin
ve yenileneceginin düsünülmesi gerekmektedir ki, bu nedenle
kavramlar, kurallar, uygulamalar tekrar tekrar gözden geçirilmelidir.
1) Özel Yat
Amatör yatçilari gemi adamlarindan, özel yatlari
ticari yatlardan ve ticaret gemilerinden ayri tutmak vazgeçilmez
bir ilke olmalidir.
Mevzuatta yatlar ve tipleri dogru tanimlanmalidir,
örnegin;
"Gezi ve spor amaci ile kullanilan ve yat
tipinde insa edilmis tekneler" veya
"Gezi ve spor amaci ile kullanilan pek
de küçük olmayan tekneler"
bu arada
"Karma yat" gibi, yaniltici, karmasik
tanimlamalara gerek yoktur. Örnegin "Karma yat"
bir yat cinsi degildir. Uluslararasi yatçilik terminolojisinde
de böyle bir isim yoktur. Karma yat tanimlamasi özellikle
ülkemizde kullanilmakta olan guletleri tarif etmek için seçilmis
olabilir. Oysa guletler yelkenli yat sinifina girerler. Ne
var ki "karma yat" ile Ingilizce'de Motor Sailer
denilen tipteki yatlar da kastedilmis olabilir.
Bu tipteki yatlarin "yelkenli yat"
olmak özellikleri degismez. Yelkenli yatlardan, yelkenle eristigi
sürate motoru ile ulasabilenlere Motor Sailer denir. Bu tanimlamanin
her iki cins yatin özelliklerini kismen tasidiklari varsayilan
kaba saba tekneler için kullanildigi dönemler çok gerilerde
kalmistir. Bir zamanlar bu kaba saba teknelere fifty/fifty
hatta ninety/ninety de denmistir.
Yatlar yürütme kuvvetlerine göre sadece iki
sinifa ayrilirlar; Yelkenli Yat ve Motoryat. Yelkenli yatlar
motorsuz olabilirlerse de, günümüzde hemen hepsinde bir veya
daha fazla motor vardir.
Yati anlatmak için uzaklara gidip kavram kargasasina
düsmeye hiç gerek yoktur. Yatin en dogru tanimini Denizcilik
Federasyonu'nun 1934 yilinda -tarihe dikkat: bindokuzyüzotuzdört-
yayinladigi yelken teknelerinin evsafi'ni belirleyen "Insa
Sartlari ve Ölçü Talimatnamesi"nde bulmak mümkündür.
Talimatnamede; "Deniz Yatlari, açik denize çikabilecek,
sabit omurgali, güverteli ve kamarali teknelerdir", denmekle
en uygun ve basit tanimlama getirilmistir. O günden bu güne
bu tanimlama degismemistir ve kuskusuz motoryatlar için de
aynen geçerlidir.
Burada ayrica düsündürücü olan husus Denizcilik
Federasyonu'nun Yelken ve Kürek Federasyonlari olmak üzere
ikiye ayrilarak tarihe karistigi dönemde de sonrasinda da
hiç kimsenin motoryati düsünmemis olmasidir. Oysa motoryat
da bir spor aracidir.
Diger taraftan, ticari yat tanimi da tam oturmus
gözükmemektedir, keske bu yatlara sadece kiralik yatlar veya
çarter yatlari denmis olsa idi.
Özel yata gelince; "Özel yat" sadece
gerçek kisilere ait olan ve menfaat temin etmek amaci ile
kullanilmayan yattir. Bir özel yat, birden fazla gerçek kisiye
ait olabilir. Özel yat kisisel yattir.
2) Özel Yatlara Kimlik
Özel yatlarin limanlara kaydi kolaylastirilmali,
özel yatlar için limanlarda bir "Özel Yat Kayit Defteri"
açilmali ve uluslararasi geçerliligi olacak Gemi Tasdiknamesi
veya "Özel Yat Kayit Belgesi == Certificate of Registry
for Private Yacht" düzenlenmelidir.
Halen kullanilmakta olan "Özel Yat Kayit
Belgesi" bu görevi yerine getirmemektedir.
Özel Yat Kayit Belgesi yatin sahipligini belirten
bir belge olmalidir. Denize Elverislilik Belgesi'ni çagristirmamalidir.
Özel yatlar 4922 sayili Denizde Can ve Mal Koruma Hakkinda
Kanun kapsaminda degildirler ve olmalarina gerek yoktur. Oysa
yürürlükte olan belge Liman Idarelerince Denize Elverislilik
Belgesi gibi yorumlanmaktadir. Diger taraftan özel yatlar
SOLAS kapsaminda da degildirler. Liman Idareleri ise, yürürlükteki
Özel Yat Kayit Belgesi'nin -üzerinde öyle yazdigi için- 4922
sayili kanuna göre düzenlenecegi gerekçesi ile yatlarda SOLAS'a
uygunluk aramaktadirlar. Ayrica belgenin görünümü de kötüdür.
Fotokopiden resmi belge olmaz, özellikle yabanci limanlarda
ülkemizin itibari zedelenmektedir. Belge için kiymetli matbu
evrak kullanilmalidir.
Özel yatlarin tonilatolari üç boyut kuralina
göre hesaplanmaya devam edilmeli, güverte alti tonilatosu
için katsayi olarak 1/5, net tonilato için 1/4 oranlari uygulanmalidir.
Örnek: boy x genislik x derinlik / 2,83 x 1/5 == gros tonilato
x 1/4 == net tonilato. (100 feet³ == 2,83 m³ == 1 Tonilato)
Bir limana kayitli olmakla, özel yatin sahipligi
fatura disinda bir belge ile kanitlanmis olacaktir. Kimi özel
yatin faturasi bulunmayabilir, örnegin yat, sahibi tarafindan
insa edilmis olabilecegi gibi, gerçek kisiler arasinda el
degistiren yatlar için fatura düzenlenememis de olabilir.
Ayrica ve öncelikle limana kayitli bir yatin
sahibi olarak Türk bayragini tasima hakkina kavusmak, vatandaslik
bilincini güçlendiren, yücelten, onur ve vekar yüklü bir duygudur.
Bayrak tasimak, bu hakka resmen sahip olmak, bayragi usulünce
tasimak, denizin ve denizciligin temel ilke ve kurallarindandir.
Özel yatin yurt disina satilmasinda, liman kaydi
silinerek, ticaret gemilerinde oldugu gibi, terkin belgesi
(temiz kagidi) düzenlenmelidir. Yurt disina satislarda, alici
kendi ülkesinde yatin kaydini liman siciline bu belge ile
yaptiracaktir. Yabanci ülkelerde kullanilmis yat ithali yasak
degildir.
3) Kullanilmis Özel Yatlar
Çogu ülkede kullanilmis özel yatlarin ithali
ve buna bagli bayrak degistirmeleri serbesttir. Ülkemizde
bu olanak sadece büyük gemilere taninmis, yatlara ise yasaklanmistir,
neden? Rekabetin gelismeyi hizlandiran, ülkelerarasi sermaye
akimlarini büyüten etkisi unutularak, tam aksine kimi sanayi
dallarinin ancak korunmakla yasayabilecekleri korkusuna yenik
düsüldügü için mi? Yurt disinda oturanlarin kullanilmis otomobil
veya yat ithal etmeleri onlara bir hak olarak taninmisken,
yurt içinde oturanlara ayni hak taninmamistir, neden? Yoksa
yurt disinda oturmakla vatandaslik haklarimizda bir degisiklik
mi söz konusudur? Kullanilmis özel yatlarin kisisel olarak
ithali, yerli yat üretimini kösteklemek yerine yönledirip
gelistirecek, daha iyiyi, saglami ve güzeli çok sayida üretmek
yönünde motive edecek, yabanci sermaye girisimlerinin hizlanmasini,
yat turizminin ve asil önemlisi yatçiligin gelismesini olumlu
yönde etkileyecektir.
Vatandasin isteklerini ve bütçe olanaklarini önemsemeyerek,
onu, amatör ugrasini kendi bayragi yerine, yabanci bayrak
altinda sürdürmeye mahkum etmenin anlami var midir? AB üyeligine
geçince, herhalde kalkacak olan bu kisitlamayi, ticaret gemileri
için onca çaba harcanarak yillar sonra nihayet yürürlüge konulabilmis
Uluslararasi Gemi Sicili dikkate alindiginda, bugünden kaldirmak
daha dogru olmayacak midir? Neden bir Ingiliz ya da Alman
ya da baska bir Avrupali yatçi yurt disinda satin aldigi kullanilmis
bir yati kendi bayragina geçirebiliyor da, bizler yapamiyoruz,
neden?
4) Özel Yatlara Vergi
Özel yatlar boylarina ya da tonilatolarina göre
vergilendirilmelidir. Özel yatlardan motor gücüne göre vergi
almak, denizciligin gelismesini gerçekten önledigi gibi, denizciligin
tesviki düsüncelerine de ters düsmektedir. Bu konuda dis ülkelerden
model bulmak kolaydir ve isin dogrusu, su hatti boylari 11
metreden kisa olan özel yatlardan hiç vergi almamaktir.
Özel yat sahipligi ve kullanimi ülkemizde henüz
yayilacaktir; daha isin basinda oldugumuz için, desteklenmesi,
tesvik edilmesi gerekir. Yati lüks esya sanarak vergilendirmekle,
vatandaslar denizden ve denizcilikten uzaklastirilmaktadir.
Denizcilikten uzak yasamakla ülkemizin ne denli agir ekonomik
bedeller ödemekte oldugunu ise bilmeyen kalmamistir.
Yerli yat üretiminin gelismesini önleyen engellerin
basinda yatlardan alinan vergiler gelmektedir. Vergi yolu
ile yat sahibi olmayi önlemek yerine yatlar için barinak üretmek,
üretilmisleri de, örnegin balikçi barinaklarini, yaygin kullanima
açarak denizciligin ve yatçiligin tesvikinde sayisiz ulusal
çikarlar vardir.
5) Kisitlamalar neden?
Özel yat kullanimini, boy, tonilato, motor gücü,
sürat, güvenlik donanimi veya herhangi bir baska nedenle sinirlamanin
geregi yoktur. Yürürlükte olan bütün sinirlama ve kisitlamalar
kaldirilmalidir. Amatör denizciligin gelismesini engelledikleri
için asil dogru olan davranis, bunlardan kaçinmaktir.
Yatçi hangi cins, sinif, tip ve boyda bir yata
sahip olacagini ve onu nasil kullanacagini, yati ile ne zaman
ve nerelere kadar nasil ve kiminle birlikte gidecegini idrak
etmekten aciz degildir.
Salt mantik açisindan bakildiginda sinir ve
kisitlamalarin kendiliginden olustugu görülecektir. Örnegin
boyu 40 metre olan bir yati sahibi zaten tek basina kullanmayacaktir.
Bu boyutta bir özel yatin bir gerçek kisi adina kayitli olmasi
ekonomik nedenlerle de tercih edilmeyecektir ve yat bir sirkete
maledilerek Ticari Yat sinifina girecektir. Ticari yatlarin
tabi olduklari mevzuat bellidir. Buna ragmen, bir sirketin
mali olan özel yat niteligindeki yatlarin, menfaat karsiliginda
insan tasimakta kullanilan gerçek anlamdaki ticari yatlardan
kesinlikle ayrilmalari gerekecektir.
Kisitlamalar ile ilgili bir diger örnek sigorta
konusunda verilebilir; hernekadar yatlarin sigorta ettirilmesi
istege bagli ise de, sigorta sirketleri gerektiginde yatin
cins, boyut ve diger özelliklerine göre yaptirimlar getirebilmektedir.
6) Amatör Denizci Yeterlik Belgesi, Özel Yatlar
ve Kulüpler
Özel yat kullanmak için gerekli tek belge "Amatör
Denizci Yeterlik Belgesi" olmalidir. Avrupa Birliginde
uygulama bu yöndedir, tek tip belge uygulanacaktir. Bu belgenin
ülkemizdeki "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"nden
farki yoktur. Belgeyi almak için sinava gireceklerde aranacak
temel bilgi bugünkünden farkli olmamalidir, nitekim AB de
degildir. Ancak belge AB'ne uygun sekilde yeniden isimlendirilmelidir.
"Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"
alabilmek için yas hududu 16 ya indirilmelidir. Bu suretle
sinavdan geçecek genç yasta daha çok vatandas denize temel
bilgileri edinmis olarak yönelecektir. Örnegin Almanya'da
yas hududu 16 dir. Alman gencinin Türk gencinden ne farki
vardir? "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"ni Türkiye
Yelken Federasyonu'nun görevlendirecegi ve yetkilendirecegi
kulüpler vermelidir. Bu görev ve yetki deniz sporlari ile
ugrasan kulüplerin güçlenmelerine yardimci olacaktir. Güçlü
kulüpler yaygin amatörlügün ve basarili sporcularin yuvasidir.
Bu kulüplerde alinacak kurslardan geçmis kisilerin sinavlardaki
basarililik oranlari daha yüksek olacaktir.
Saglik raporu gerektiren hallerde devlet hastanelerini
özel hastanelerden, devlet hastanelerinde çalisan doktorlari
özel doktorlardan ayri tutan görüse son verilmelidir, bütün
doktorlar Hipokrat yemini etmis namuslu, serefli insanlardir
ve bu ülkenin vatandasidirlar. Vatandas yokusa sürülmemelidir.
Tam Tesekküllü Devlet Hastanesi ile Tam Tesekküllü Özel Hastane
arasinda bir fark mi vardir? Hastanenin tam tesekküllü olmasinin
gerekçesi var midir? KBB ve göz doktorlari bu hastanelerde
çalistiklari zaman farkli bilgi ve beceriye mi sahiptirler?
Kaldi ki amatör bir ugras sahibi olmak için saglik raporu
alinmasinin gerekliligini anlamak ve anlatmak olanak disidir.
Özendigimiz Bati'da böyle uygulamalar yoktur.
Ayni düsüncenin devaminda, özel yatlarin, sahiplerinin
istegine bagli olarak, limanlar yerine deniz sporlari ile
ugrasan kulüplere kayitli olmalari ve "Özel Yat Kayit
Belgesi"ni bu kulüplerin düzenlemesi seçenegi de düsünülmelidir.
Bu takdirde Liman Idaresi kulüplerce düzenlenmis belgeleri
bedelsiz onaylamakla yetinerek yata Türk bayragini tasima
hakkini tanimalidir. Özel yatlarin sicil kayitlari kulüplerde
tutulabilmelidir. Böylelikle kulüplerin amatörlük ile spor
arasindaki iliskiyi çok daha iyi degerlendirmelerine ve gelistirmelerine
olanak saglanmis olacaktir. Sosyal yasamimizin son derece
önemli ve degerli unsurlarindan birisi olan kulüpler, ideallerin
ve ihtiyaçlarin biraraya geldigi odak noktalaridir. Özenle
kurulmali, özenle yasatilmalidirlar.
Bir özel yatin yönetimi için, boyutlari, tonilatosu,
çikacagi seferin süresi ve uzakligi ne olursa olsun, içinde
bulunan kisilerden sadece birisi "Amatör Denizci Yetelik
Belgesi" ile sefer sorumlulugunu üstlenebilmelidir. Yatçi
hangi boy yatla hangi tür sefere, kaç kisi ile çikabilecegine
daima en iyi kendisi karar verir, zeka yoksunu degildir, kendisine
ve birlikte yola çikacagi arkadaslarina güveni vardir. Bati
ülkelerinde 3 direkli 45 metre boyunda yatlari dahi tek kisinin
kullanabildigi bilinen bir gerçektir. Oralarda ülkenin sosyal,
ekonomik ve teknik gelismesinin yasaklarla saglanamayacaginin
bilincinde olan yetkililer bu kisileri hiç bir sekilde engellemezler,
bilakis onlara yardimci olurlar. O ülkelerde vatandaslarin
çogunlugunun zaten bir amatör ugrasi vardir ve kendilerine
uygulanmasini istemedikleri bir kisitlamanin baskasina da
uygulanmasini istemezler, yetkililer vatandaslik bilinci ile
düsünerek hareket ederler, bütün buluslarin ve kesiflerin
temelinde daima bir amatör dürtünün yattigini bilirler.
"Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"
ömür boyu geçerli olmalidir. Iki yilda bir tekrarlanan göz
ve kulak muayenesi kaldirilmalidir, ya da doktorlarin meslek
yeminine saygi duyulmali, hastane ayirimi yapilmamalidir.
Kara tasiti kullananlarin Sürücü Belgesi'nin geçerliliginin
devami için böyle bir kisitlama yoktur ve dogal olan da zaten
budur. Bu itibarla "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"nin
geçerliliginin devami için de bir kisitlama olmamalidir. Vatandasin
hangi araci ne zaman kullanamayacagina kendisi ve/veya doktoru
karar verecektir. Türk vatandasini kendini bilmekten aciz
ve sorumluluk duygusundan yoksun saymak, onu vatandas saymamak
kadar güçlü bir olumsuzluk örnegidir. Üyesi olmaya çabaladigimiz
AB'nde amatör vatandaslar için bu tür kisitlamalar yoktur.
Yeterlik belgesi 40 yil önce dahi alinmis olsa geçerliligini
yitirmemekte ve yillar içinde ne göz ne de kulak muayenesi
yapilmaktadir. Vatandasa saygi duymak ve ona inanmak esastir.
"Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"
sadece özel yatlarda geçerli olmali, ticari amaçla kullanilan
baska hiç bir deniz aracinda geçerli olmamalidir. Bu belge
amatör kisiligi yansitan özellikli bir belge olmalidir. Özel
yat niteligindeki sirket mali yatlar da ayni belge ile kullanilabilmelidir.
Ticari yatlarin kulüplere kayitli olmalari mümkün olamayacagi
için, sirket adina kayitli yatlarin özel olup olmadiklarinin
en dogru, en saglam, inanilir yanitini ve kanitini kulüpler
saglayacaktir.
8) Amatörlük
Insanlarin amatörce yaptiklari islerde bilgisiz
olmalari beklenemez. Amatörler bir isi sevgiyle ögrenerek,
usulünce uygulayan, deneyimlerini degerlendiren, yenilikleri
devamli takip eden, becerikli, istekli, merakli, disiplinli,
okuyan, kendi aralarinda yaygin bilgi alis verisinde bulunan
insanlardir. Amatör kelimesi Latince kökenlidir ve "sevmek"
anlamini içerir. Amatör, bir isi severek yapan kisi demektir.
Amatörler sevmeyecekleri bir ugras seçmezler. Kurallara uyarlar,
kendi güvenliklerine de baskalarinin güvenligine de önem verirler,
çevrelerine saygilidirlar. Amatör denizcilik, bilgi ve disiplin
gerektiren, onurlu bir ugrastir. Amatör denizcilerin de acemilik
dönemleri vardir, ancak bu dönemi çabuk asarlar.
Amatör denizcilerin bilgi ve becerilerini arttirabilecekleri
özel denizcilik kurslari ülkemizde ve baska ülkelerde verilmektedir.
Bu kurslara katilmak gönül isidir, bir kosul olmamalidir.
Burada en büyük görev kesinlikle kulüplere düsmektedir. Kurslarin
nitelik ve nicelikli olarak yaygin hale getirilmeleri kulüplerin
isi olmalidir.
Unutmamak gerekir ki, sayilari bütün dünyada
giderek artan amatör denizciler, dünya çapinda bir sanayi
dalinin, devamliligi olan ve kendini durmaksizin yenileyerek
büyüyen müsteri potansiyelini olusturmaktadirlar.
Bu arada iki gözü de görmeyen bir Ingiliz vatandasinin
yelkenli yati ile Atlantik Okyanusunu tek basina asmis oldugunun,
16 yasinda Japon gencinin tek basina Pasifik Okyanusunu geçtiginin,
18 yasinda Amerikali genç kizin tek basina ve hiç deniz tecrübesi
olmaksizin (ayrica ehliyeti de olmaksizin, çünkü ABD'nde deniz
ehliyeti yoktur) dünyayi turladiginin, hatiralarini yazdigi
kitabin bestseller oldugunun,
82 yasinda Fransiz denizcisinin dünyayi tek basina döndügünün,
Atlantik Okyasunun sörfle, lastik botla,
Pasifik Okyanusunun salla geçilmis oldugunun,
sayilari bilinmeyecek kadar çok özel yatin ve
amatör denizcinin dünyanin her tarafinda sevdikleri bu sporu
uygulamakta olduklarinin da, unutulmamasi gerekir. Amatörlük
budur.
Amatörlük sinirsiz ve sonsuz bir ugrastir, bir
yasam seklidir, sabirdir, disiplindir, bilgidir, beceridir.
Amatör denizcilik ve yatçilik spordur, hiç bir sekilde engellenmemesi,
tam tersine, önündeki engellerin kaldirilmasi gerekir (Bakiniz
T.C. 1982 Anayasasi, Madde 59).
9) Özetle;
Özel yat tanimi sadece kisisel sahip olunan
yatlar için kullanilmalidir. Bu arada sirket mali özel yatlarin
da var olabilecegi unutulmamalidir.
Özel yatlara uygulanan bütün kisitlamalar, boy,
tonilato, motor gücü, sürat, donanim, donatim, ithalde yas
siniri, sefer bölgesi, vs, vs, kaldirilmalidir.
Özel yati "Amatör Denizci Yeterlik Belgesi"ne
sahip tek kisi yönetebilmelidir.
Özel yatlarda bulundurulacak güvenlik donanimi,
yangin söndürücü, balta, saglik çantasi ve maytaptan öteye
gitmemelidir. Sorumlulugunun bilincinde olan amatör yatçi
nasil olsa bunlardan çok daha fazlasini yatinda tasiyacaktir.
Denizin gereklerine göre üretilmis özel giysileri yaninda
can yelegi dahi çogu zaman her yatçinin kendi malidir.
10) Yurt Disi Seferleri
Yurt disina çikarken yatin, sahibinin pasaportuna
kaydedilmesine son verilmelidir. Ticaret gemilerinde böyle
bir uygulama yoktur. AB ülkelerinin hiçbirisinde böyle bir
uygulama yoktur, zaten olamaz da. Bir gemi kaptanin pasaportuna
kaydedilmez, çünkü liman kaydi vardir. Sahibinin düzenleyecegi
yetki belgesi ile baskasi da bir yati yurt disina çikarabilmelidir.
Özel yatla yurt disina çikmak için pasaport,
gümrük, liman ve saglik karnesi kontrolü kaldirilmalidir.
Bürokratik yükü arttirmaktan öteye hiç bir sonucu olmayan
Transit Log'un Türk bayrakli özel yatlara uygulanmasina son
verilmelidir. Vatandasi ve devleti gereksiz mesgul eden bu
uygulamanin anlami kalmamistir, tek ve asil yarari ise, geçmisteki
agir ve daha anlamsiz uygulamalari unutturmak olmustur. Transit
Log ülkemize gelen yabanci bayrakli özel yatlar için de artik
uygulanmamali, yerine çok basit "tek yaprak-tek belge"
sistemine süratle geçilmelidir.
Pasaport sahibi her Türk vatandasi diledigi
anda, bir özel yatla karasularimizin herhangi bir noktasindan,
herhangi bir kontrole veya izne gerek olmaksizin, yurt disina
çikabilmelidir. Özel yatlarla yurt disina seyahat edenler
için gerekirse gümrük kontrolü sadece yurda dönüste yapilmalidir.
ABD, Ingiliz, Alman ve diger bir çok ülke vatandasi böyle
yasamaktadir. Onlara kendi ülkelerinde taninmis bu hak Türk
vatandaslarina neden taninmaz? Türk vatandasi olmak, ülkesinden
çikisi kontrol altinda tutulmasi gereken bir özellige sahip
olundugu anlamini tasimamalidir. Türk vatandaslarina kendi
ülkelerinde yabanci turist muamelesi yapilmamalidir. Aralarinda
yer almaya çalistigimiz gelismis ülkelerde vatandaslarin pasaportlarinda
giris çikis damgalari için ayrilmis sayfalardan olusan bir
bölüm yoktur.
Ingiliz vatandaslari özel yatlari ile yurt disina
çikarken posta yolu ile sadece Gümrük Idaresine bir form göndererek
bilgi verirler, yatin sahibinden ya da yöneteninden baska
kimsenin adini dahi belirtmezler. Bu belge "Ingiltere
vatandasi olarak ben, özel yatimla bir süre yurt disinda olacagim,
bilginiz olsun" anlamini tasimaktadir. Ingiliz yatçilarina
ülkelerinden yatlari ile nasil ayrildiklarini sorun; alacaginiz
cevap sadece "we just go" olacaktir.
Alman yatçilarin yatlari ile ülkelerinden ayrilirken
hiç bir islem yapmalarina gerek yoktur. Alman yatçilari ancak
72 saati asan bir sefer için yanlarinda götürecekleri kumanyanin
ya da baska sarf malzemesinin KDV sini geri alabilmek için
gümrük idaresine basvururlar, sistem vatandasin yararini ve
rahatini gözeterek isler. Sistem vatandasi yüceltir, yormaz,
biktirmaz.
Polisin pesinde oldugu suçlularin yurt disina
kaçmak için pasaport sahibi olmalari yeterlidir ve hatta bu
kisiler pasaportlari olmadan da yurdumuzu hudutlarimizin veya
karasularimizin herhangi bir noktasindan terkedebilmektedirler.
Yurt disina çikisi mahkeme karari ile yasaklanmis, karar kendisine
usulünce teblig edilmis, pasaportu elinden alinmis ve ismi
bütün hudut kapilarina bildirilmis hangi suçlu, pasaport polisi
kontrolünden geçerek kaçmayi deneyecektir ki? Durum böyle
olunca suçsuz vatandasin kontrol edilmesi için gerekçe nedir?
Tek gerekçe vergi borcu mudur? Bunun bir baska yolu yok mudur?
Devlet, kendi vatandasini kollamak, ona yabancilardan farkli
davranmakla yükümlüdür. Devlet, vatandasina inanmak, onun
mutlulugunu saglamak zorundadir. Devlet, vatandasi amatör
ugrasi nedeni ile bilgisiz, beceriksiz, idraksiz, hatta kaçakçi
ve potansiyel suçlu olarak görmemelidir. Tam tersine, devletin
kontrol organlarinin amatör yatçilardan, onlarin deniz sevgileri,
çevre bilinçleri, dogaya saygilari yaninda, güçlü vatandaslik
duygularina inanarak ve dayanarak saglayabilecegi sayisiz
ulusal yararlar vardir.
11) Saglik Karnesi
Türkiye öncü rolü oynamali, özel yatlar için
Saglik Cüzdani düzenlenmesine son vermelidir. Kanuna göre
Saglik Cüzdani kabotaj hakkina sahip, yani Türk karasulari
içinde ticaret yapan gemiler için gereklidir. Özel yatlar
ticari amaçla kullanilmayan yatlardir. Karasularimizda seyreden
özel yatlar için Saglik Cüzdani düzenlenmesinin ne geregi
vardir? Veba, kolera, skorbut, frengi gibi hastaliklarin gemilerle
ve gemi adamlari ile ülkelerarasi bulasmasi tarihe karismistir.
Dünyayi tehdit eden AIDS hastaligi varken ve
yayilmasi önlenemezken bulasici hastaliklarin ülkelerarasi
yayilmasinda tek suçlu olarak gemiler ve gemiciler yaninda,
yatlari ve yatçilari da görmenin anlami yoktur.
Kaldi ki 50 net tonilatodan küçük gemilerden
saglik resmi alinmayacagi kanun hükmüdür. Saglik resmi ödemeyen
gemilerin saglik cüzdani tasimalarina da gerek olmamalidir.
Özel yatlarin büyük çogunlugu zaten bu tonilatonun altindadir.
Özel yatlar bu tonilato hududunu asmis olsalar dahi saglik
cüzdani almalarina gerek olmamalidir.
Günümüzde yatlarla ülkelerarasi tasinacak hastalik
kalmamistir. Saglik karnesi uygulamasina uluslararasi anlasmalar
geregi son verilemiyorsa, yurt disindan gelen Türk bayrakli
bir özel yatin ilk ulasacagi ve deniz giris kapisi olan bir
limanda 6 saat süre ile karantina bayragini çekerek demir
yerinde beklemesi yeterli olmali, yatin bekledigi süre içinde
ilgili saglik görevlisi kontrole gelmezse, vatandas yurda
girmis sayilmalidir. Bulasik ülkelerden gelen Türk bayrakli
özel yatlarin ise saglik kontrolünden geçmeleri zorunlu olmalidir.
Burada yatçi vatandasa güvenmek esastir. Sorunlar dogru anlatilirsa
yatçilar kurallara mutlaka uyacaklardir.
12) Gümrük
Yurt disindan gelen özel yatin demirde bekledigi
6 saatlik süre içinde Gümrük Idaresi de dilerse yati kontrol
etmelidir. Vatandas beraberinde Gümrük Vergisi ödemesini gerektiren
esya getirmis ise zaten gümrüge kendiliginden basvuracaktir.
Gümrük Idaresi bir yatin demirbas defterinde kayitli olmayan
veya faturasi bulunmayan demirbas niteligindeki malzemeden
dolayi yatin sahibi ya da kullanani hakkinda kovusturma açmak
hakkina kosulsuz sahiptir.
Yatçilarin kötü niyetli olup olmadiklari, kaçakçilik
edip etmedikleri kontrol edilmek isteniyorsa, bu zaten kiyilarimiz
boyunca her zaman ve her yerde Sahil Güvenlik Teskilati ile
Gümrük Idareleri tarafindan yapilabilmektedir. Ne var ki kontroller
genelde ihbar kosuluna bagli olarak yapilmalidir.
Özel yatlarda demirbas defteri bulundurulmasi
ciddi bir uygulamadir, devam etmelidir, ancak demirbas defteri
yerine yata ait malzemenin faturalarinin saklanmasi da yeterli
olabilmelidir. Bunlar vatandasin beyan hakkini kullanmasi
ve kanitlamasi için gereklidir. Bu uygulama ile özel yat sahiplerinin
alinlari hep açik olacak, Idare karsisinda çekinecekleri hiç
bir seyleri olmayacaktir.
Dünyamizin bas belasi uyusturucu kaçakçiligina
en sert tepkiyi gösteren ülkelerden birisi olan ABD'de Sahil
Güvenlik Teskilati (US Coastguard) karasularinda seyreden
bütün yüzer araçlari, bu arada ülkeye yurt disindan dönen
özel yatlari dahi, sahibinin de yardimi ile didik didik arayarak,
içinin neredeyse tamamini sökebilmektedir. Görevlilerin yati
aramalarina yardimci olmakla yükümlü olan yatçi, sahip oldugu
vatandaslik bilinci ile hem uygulamaya direnmeyi aklina dahi
getirmez, hem de Coast Guard'in bu yetkisini vatandaslarini
rahatsiz etmek, korkutmak, canindan bezdirmek için kullanmadigini
bilir. Nedenler dogru açiklanirsa, amatör yatçilarin da baska
türlü bir düsünce ve davranis içinde olmayacaklari kesindir.
Bir yatin, sahibi ya da yetkili bir kisi tarafindan
yurt disina çikarildiktan sonra satilarak geriye getirilmeyecegini
düsünmek ve yati onu çikaran kisinin pasaportuna kaydetmek
ilkel bir uygulamadir. Kullanilmis ya da yeni olup olmadigina
bakilmaksizin, yat ihraç etmek yasak bir eylem degildir ve
yatlar da gemiler gibi bulunduklari yerde ve begenildikleri
anda satilabilmelidirler, satinalinabilmelidirler.
Limana kayitli bir yatin yurt disinda satilmasi
halinde, kaydi silinirken satisin Gümrük, Vergi veya baska
bir idare ile ilgisi varsa geregi yerine getirilecektir. Yurt
disina çikan özel yatlarin Gümrük Idaresince sahiplerinin
pasaportlarina kaydedilerek geri getirilmelerini saglamak
amacini tasiyan uygulama, mantiktan yoksundur, gereksizdir,
zararlidir ve asil önemlisi; vatandasi asagilayici nitelik
tasimaktadir.
Alici bulan yat her zaman ve her yerde satilabilmelidir
ve bunun Gümrük Idaresini ilgilendiren bir yaninin olmamasi
gerekir. Özel bir yatin satilmasi eski ve yeni sahiplerinden
baska kimseyi ilgilendirmemelidir. Kaldi ki yat bir limana
kayitli ise, satabilmek için sicilden "temiz kagidi"
alinmasi gerekecektir. Bu uygulama yurt içinde çalinmis yatlarin
yurt disinda satilmalarina da engel olur.
13) Davetiye
Gereksiz her islem devleti mesgul etmekten öteye
vatandasin mutsuzluguna neden olmakta ve devletin giderlerini
arttirmaktadir. Zenginlik, giderleri degil, tasarrufu arttirmakla
saglanir. Bu kural herkes için geçerlidir. Kötü niyet her
zaman ve her yerde kötü niyettir ve düzene islerlik kazandiracagi
sanilan her kisitlama baska kötü niyetlerin dogmasina neden
olmaktadir. Düzen kurmanin en kolay yolunun yasaklardan ve
kisitlamalardan geçtigini sanmanin, isin sonunda lagar, verimsiz,
agir bir mekanizma üretmekten öteye gitmedigini bilmeyen ülke
dünyada kalmamis gibidir. Önemli olan, yasaksiz, kolay ve
aksamadan vatandasin leyhine isleyen bir düzen kurabilmektir.
"Kolayi Bulmak Güçtür" deyimini bu nedenle bütün
derinligi ile anlamaya çalismak gerekir.
Türkiye için en iyi model dahi yeterli degildir.
Türkiye gölgesini asmak zorundadir. Türkiye modern, yön verici,
örnek ülke olmali, bütün mantik disi uygulamalari terketmelidir.
Bu baglamda Arkeolog, sanat ve kültür tarihçimiz
Ekrem Akurgal'in bir konferansta söyledigi "bireysel
hürriyetin Bati'da toplumsal bir gündem haline gelmesinden
sonra Dogu'nun gelismede Bati'yi bir daha yakalayamadigi"
sözlerinden etkilenmemek mümkün müdür? (Bakiniz; Celal Sengör,
Zümrütname)
Güçlü donanmalarin sahibi, denizcilikte ilerlemis
ülkelerde amatör yatçiligin önemi çok iyi bilinir. Ikinci
Dünya Savasinda müttefik kuvvetler donanmasi ile yatçilar
arasindaki isbirligi bunun en etkin ve unutulamayan kanitidir.
Gelismis deniz ticaret filolari olan ülkelerin
donatanlari, tarihi gelisimin sonucu, çogunlukla bir özel
yata sahiptirler. Bu bir kural degildir ama deniz ticaretinin
amatör bir ugrasla ilgisine isaret etmektedir. Bu nedenlerle
amatör yatçiligin gelismesinin ülkemizin deniz ticaretinde
ne denli önemli rolü oldugunu ifade edecek kesimlerin basinda
Donatanlarimiz ve Deniz Kuvvetlerimiz gelmelidir. Amatör denizcileri
korumak, kollamak, onlarin ve özel yatlarin sayica artmasini
saglamak için bütün engellerin kaldirilmasinda çaba sarfetmek,
amatör denizciligin, denizci ülke olabilmenin temel unsurlardan
birisi oldugunu kabul etmek ve bu konuda sözcülük yapmak Deniz
Ticaret Odalari'nin görevleri içinde olmalidir.
Ülkemize yatlari ile gelip uzun süre kalmayi
amaçlayan yabanci amatör yatçilar için, MARYAT'in da katkilari
ile baslatilan uzun süreli oturma izni uygulamasi övünülecek
bir yaklasim, sektör ile devlet arasinda anlasabilme olgusunun
tarihi bir örnegidir. Deniz turizminin gelismesi ve gelistirilmesi
için çaba harcarken, MARYAT'in görevlerinden bir digeri de,
yanlis uygulamalari önlemek amaci ile yabanci amatör denizcileri
dinleyerek, onlardan kendi ülkelerindeki dogrulari ögrenmek,
öneriler üretmek olmalidir.
Deniz turizminde ilk özeni yaratan ve gelismeyi
tetikleyen yat turizmi, amatör yatçilarla baslayan bir harekettir.
Amatör yatçilar, meraklari, kesfetmek, arayip bulmak ve ögrenmek
güdüleri, görüp tanimak, tanismak istekleri ile hareket eden
insanlardir. Ülkemiz hudutlari disina tasan yat yarislari
ve rallileri, bireysel dünya turlari, ekstrem bölgelere yat
seyahatleri hep bu sayilan güdülerin ve arzularin ürünüdür.
Turizm Bakanligi'nin uygulamalarinda amatör yatçiliga ve yatçilara
ayri bir yer verilmesi gerekir.
Denizci ülke, denizci toplum gibi kavramlari
ülkemiz ve toplumumuz için benimseyerek, denizcilikte gelismek
istiyorsak, devletin, vatandasin amatörlügüne ve amatör çabalarina
en genis anlamda sahip çikmak, engel üretmeden yardimci olmak,
onlarin diger denizci ülkelere, denizci toplumlara ve ayni
meraki paylasanlara karsi küçük düsmelerini, onurlarinin zedelenmesini
önlemekle yükümlü oldugu unutulmamalidir.
Denizcilik Müstesarliginin, amatör yatçiligin
gelismesi için beklenen önlemleri gecikmeden alarak öncülügü
üstlenmesi, konuya alabildigince ve olabildigince özgür ve
özendirici düzenlemelerle yaklasmasi Idareler arasinda uyum
saglamasi gerekmektedir. Bu hususta yapilacak en dogru is
bir düzenleme arayisina girmeksizin amatör yatçilari "Amatör
Denizci Yeterlik Belgesi" ve "yatlari" ile
basbasa birakmaktir.
Otomobil sahibi her vatandas hareketlerinde
nasil özgürse, yat sahibi vatandas da ayni özgürlüge, denizin
özellikleri geregi daha da kapsamli bir özgürlüge, sahip olmalidir.
Deniz sporlari ile ugrasan kulüpler, ülkede
amatör denizciligin ve yatçiligin korunup kollanmasi, olabildigince
gelistirilmesi için göreve aday olmali, yetkilenmeli ve bu
yetkileri kullanmak amaci ile süratle bilgilenmeli, düsünce
üretmeli ve çalismalidir,
ve sonuçta Türk amatör denizcileri;
Ask ile sevip baglandiklari ugraslarini, kendi
ülkelerinde kisitlamasiz, sikintisiz, özgürce uygulayabilmek
için,
Yatlari ile yapacaklari yurt içi ve disi seferlerinde
boyunlarinin bükük, baslarinin egik olmamasi için,
Yabanci amatör yatçilar ile aralarinda hak,
hukuk, istek, beceri, deneyim, birikim, gibi degerler açisindan
hiç bir fark olmadigini göstermek için,
amatörlük felsefesi çevresinde, dayanisma içinde
harekete geçerek, bir güç birligi ile varliklarini kanitlamak
zorundadirlar. Bir yata sahip olmak, yatçilik sporu için duygular
tasimayi, düsünce ve istek sahibi olmayi gerektiren ciddi
bir olaydir. Bu duygular, düsünce ve istekler olmaksizin,
sadece özenerek, taklit ederek, benim de bir yatim olsun diyerek,
yat sahibi olmak dahi, motivasyona hazir, kesfedilmemis bir
amatör kisiligin varligina delalet edebilir, gözardi edilmemesi
gerekir.
Gönül rahatligi içinde "Benim Denizlerim,
Benim Kiyilarim, Benim Sahil Güvenligim, Benim Limancim, Benim
Polisim, Benim Gümrükçüm, Benim Yatlarim, Benim Yatçilarim"
diyebilecegimiz günlerin yine de yakin oldugu ümidi, yatçilarin
dayanisma içinde, ortak hareket etmeleri ile gerçege dönüsebilir.
Teoman Arsay
teomanarsay@superonline.com
|